Haberler

  • Haberler: 26.2.2021
  • Sayı: 376

 

Sille Sanat Sarayının üretken ve başarılı isimlerinden Emel Szer bu kez de bir resim sergisi ile sergi salonumuzda yer aldı.

 Sille Sanat Sarayı FIAP Sergi Salonundaki sergiyi aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz;

https://sergi.sillesanat.com/

 

Emel Sezer, 35 eserin yer aldığı "Doğanın Çığlığı" isimli resim sergisi şöyle anlatıyor. 

Yaşamım boyunca iyi bir çevreci olmaya kendimi adadım. Öğretmenliğim süresincede,  öğrencilerime bu bilinci aşılamaya çalıştım. Bu benim girdiğim tüm sınıflarda vazgeçilmez konularımdan biriydi,  öğretmenliğim sürecinde,  bu konuda o kadar çok öğrencilerimi yoğurdum, bende yoğruldum bu konuyla ki,  bende taşma noktasına geldi. Bende kendi açımdan doğayı betimlemeye karar verdim ve düşüncelerim kağıt üzerine dökülmeye başladı.  Sonsuz bir hızla ve durmaksızın.  Bir solukta 56 tane çalışma ürettim.

   Öncelikle bu çalışmalarım bir hikâye anlatmalı ve insanlara mesaj vermeliydi.  Buda doğayı korumamızın gerekliği olmalıydı. Hikayesi; hoyratça kirlettiğimiz dünya ve bu dünyada tüm canlılara yaşam alanı olduğu halde ne yazık ki bizden başka canlıları yok etmemizdi.

   Hikâyeyi nasıl anlatabilirdim. Doğada hep beraber mutlu yaşarken, insanlar hırslarına yenilip doğayı yok etmeye başlıyor,  Önce buna doğa direniyor, ama daha sonra doğa istemeyerekte olsa kendisini koruma içgüdüsüyle,  insanları yok etmeye başlıyor.  Resimlerimde etkileyici bir hüzün var.  Bu hüzün duygusunu,  karmaşa ve yok oluş duygusuyla harmanlayarak anlatmak istedim. Bunları anlatırken realist ve sürrealist resimlerle bir arada yan yana betimledim ve bunları da harmanladım. Genelde acı çeken insanların yüzlerini çizerek, aslında ağaçların acı çeken yüzlerini anlatmaya çalıştım ki insanlar empati yapabilsinler diye. Ve genellikle doğayı yok ederken kullandığımız el ve ayaklar resimlerimin vazgeçilmez unsurları oldu.

   Doğanın Çığlığı Çalışmalarımın başlangıcını, üretken, koruyucu kollayıcı bizi besleyici doyurucu olan tabiat anayı, Güçlü bir kadın anatomisi çizerek anlattım.

   Bunu anlatırken doğanın muhteşem ulu ağaçlarından derinlere uzanan köklerinden etkilendiğim için Ağaçları ve kökleri kullandım.  Kimi zaman kökler insanları sardı sarmaladı, kimi zaman derinlere girdi kendini koruma içgüdüsü ile.

   Ağacın kabuklarındaki dokusunu vermek için ise kendime özgü tekniğimi geliştirdim. Madem doğayı anlatıyoruz, renklendirmede su bazlı boyaların yanı sıra doğanın içinde varolan boya maddelerine de ağırlık vererek çalışmalıydım Bu boyaların üzerine kalemle ince ince işlemeye karar verdim Tıpkı bu doğanın var olma çabasında kendini şekillendirip ilmek ilmek işlediği gibi. 

   Aslında hüzün, karmaşa, yok olma duygusu tekniğimde de kendini gösteriyor, doğa karma bir birliktelik. Bu nedenle de karma teknik ile de bunu vurgulamaya çalıştım. bu teknik doğanın karmaşıklığını ama kendi içinde bir düzeninin olduğunu vurgulamak için resimlerimde böyle yorumladım.

   “DOĞANIN ÇIĞLIĞI “ serisi işte böyle ortaya çıktı.